Sivil Toplum Vaka Örneği: Clean Clothes Campaign

"Hazır giyim sektörü çalışanlarının haklarını kazanmalarına yardımcı olmak için çalışıyoruz. Tedarik zinciri şeffaflığı bu yolda hayati önem taşıyor, böylece hak ihlallerini çözmek için doğru markalara ve diğer paydaşlara ulaşabiliriz.

Üretim tesislerinin net ve konsolide bir kaydına sahip olmak, doğru bilgilerin bulunmasını daha kolay bir hale getiriyor ve bu sayede çözüme giden yolda bize hız kazandırıyor.”

Vaka 1: Clean Clothes Campaign, şikâyetleri hızla çözüme kavuşturur.

Clean Clothes Campaign (CCC), OAR verilerini hem çalışanlar ve sendikalar tarafından bildirilen somut ihlallere yanıt verdiği “Urgent Apparel” çalışmasında hem de “Living Wage through Increased Transparency” projesi gibi araştırma girişimlerinde kullanmaktadır.

OAR verileri sendikalara, hangi markaların hangi fabrikalardan tedarik sağladığını öğrenme olanağı verir. Bir sendika liderinin görevden alınmasının ardından, söz konusu bu bilgi Transparency Pledge’den (Şeffaflık Taahhüdü) alınan verilerle birlikte kullanıldı ve markanın aynı zamanda dört adet çok paydaşlı girişimin (MSI) üyesi olduğunu ortaya çıktı. Sendika, CCC ile istişare ederek, şikâyet mekanizmaları konusunda en hızlı yanıt süreleriyle tanınan MSI'ı seçti ve sorunu hızla çözmeyi başardı. Beş gün içinde sendika lideri, geri ödeme de dahil olmak üzere işine geri döndü.

Vaka, dahil olan herkesi memnun edecek şekilde çözüme kavuşturuldu.

“Fabrikaları araştırırken OAR veri tabanının kullanılmasının, tek tek marka web siteleri üzerinden iz sürmekten çok daha hızlı olduğu bir kez daha ortaya konmuş oldu.”

Vaka 2: Clean Clothes Campaign, işçilerin savunulmaya ihtiyaç duyduğu işletmelerden tedarik sağlayan markaları belirler.

Aralık 2018 ve Ocak 2019’da, Bangladeş’te binlerce işçi düşük ücretler ve yeni asgari ücret artışının adaletsiz dağıtımına karşı halk protestolarına katıldıkları için işten çıkarıldı, kara listeye alındı ve düzmece suçlamalara maruz kaldı.

Bangladeşli fabrika sahiplerinin işbirliği eksikliğiyle karşı karşıya kalan Clean Clothes Campaign ve diğerleri, bu fabrikalardan ürün tedarik eden markalara ve perakendecilere başvurdu ve onlardan tedarik zincirlerindeki psikolojik baskıyı ele almalarını istedi.

OAR ve diğer kaynaklar kullanılarak, bu olaya dahil olan 30 adet fabrikayla ilişkili yaklaşık 20 marka belirlendi.


2020’nin başlarında, işçilere karşı açılan 14 dava mahkeme tarafından reddedildi. Bu işçilerin büyük bir çoğunluğu, alıcıları arasında önemli markaların bulunduğu fabrikalar tarafından istihdam ediliyordu. Bu markalar, konu dikkatlerine sunulduğunda fabrika yönetimiyle iletişime geçmişlerdi. Buna karşılık, hala bekleyen davaların büyük bir çoğunluğu, hiçbir büyük alıcı tespit edilemeyen fabrikalar tarafından açıldı.

“Şeffaf tedarik zincirleri, işçilere kendi ülkelerindeki saldırgan güç odaklarını atlatmaları için önemli bir araç sağlıyor ve markalara tedarik zincirlerindeki (Clean Clothes Campaign dikkatlerine sununcaya kadar çoğu zaman farkında olmadıkları) yanlışları düzeltme imkânı sunuyor. Bangladeş'te büyük üretim hacmine sahip olan ve fabrika lokasyonlarını açıklamayan markalar, işçilerini bu fırsattan mahrum bırakıyor.”

Paul Roeland, Şeffaflık Koordinatörü, Clean Clothes Campaign

Image shows the logo of Clean Clothes Campaign.

Temiz Giysi Kampanyası, küresel spor ve hazır giyim sektörlerindeki çalışma koşullarını iyileştirmeye ve işçileri güçlendirmeye adamış küresel bir oluşumdur.